fault ! - Türkçe İngilizce Sözlük

fault !

"fault !" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fault i. fay
fault i. arıza
fault i. hata
fault i. kabahat
fault i. kusur
Genel
fault finding i. arıza bulma
active fault i. aktif fay
fault i. gedik
fault i. yanlış
reverse slip fault i. ters atımlı fay
basic fault i. temel hata
fault i. yanlışlık
fault current i. kaçak akım
fault tree analysis i. hata ağacı analizi
fault i. çatlak
fault i. eksiklik
fault i. kusur (karakterinde)
fault i. yanılgı
fault i. suç
earthquake fault model i. deprem fay modeli
fault i. kabahat
longitudinal fault i. boyuna fay
fault i. noksan
fault i. günah
fault i. ayıp
fault tree i. hata ağacı
fault i. aksaklık
fault i. kusur
fault i. bozukluk
a fault i. bir hata
grounding fault i. topraklama hatası
fault correction i. kusur düzeltme
one's own fault i. kendi suçu
fault tracing i. hata izleme
genuine fault i. asli hata
genuine fault i. asli kusur
fault line i. kıyas hattı
determinate fault i. kalıcı aksama
fault analysis i. kusur çözümlemesi
fault tolerance i. kusur hoşgörüsü
fault masking i. kusur maskeleme
fault i. kırık
fault analysis i. arıza çözümlemesi
fault i. noksanlık
manufacturing fault i. fabrikasyon hatası
fault report form i. arıza bildirim formu
contributory fault i. meydana gelen olumsuz durumda pay sahibi olma
contributory fault i. hatadan sorumlu olma
his/her own fault i. kendi hatası
finding fault with i. kusur bulma
fault-management mechanism i. hata yönetim mekanizması
fault status i. arıza durumu
fault condition i. arıza durumu
magnetic fault i. manyetik hata
pick-fault i. kusur arayan kimse
pick-fault i. hata arayan kimse
fault line i. (örgütte, partide) çatlak
fault [obsolete] i. mahrumiyet
fault [obsolete] i. nadirlik
fault [obsolete] i. ilgisizlik
fault [obsolete] i. gereksinme
fault [obsolete] i. hazır bulunmayış
fault-finder i. tenkitçi
fault i. suçluluk
fault-finding i. dırdırlanma
fault-finder i. her şeyde hata arayan kimse
fault i. karakter zayıflığı
fault [obsolete] i. yokluk
fault line i. toplulukta radikal ve yıkıcı bölünme
fault [obsolete] i. savsaklama
fault [obsolete] i. kıtlık
fault [obsolete] i. gıyap
fault i. sorumluluk
fault-finder i. müşkülpesent
fault [obsolete] i. enderlik
fault [obsolete] i. yoksunluk
fault i. kusurluluk
fault [obsolete] i. yükümlülüğünü yerine getirmeme
fault-finding i. hata arama
fault [obsolete] i. yetersizlik
fault [obsolete] i. ihmal
fault-finding i. kusur bulma
fault [obsolete] i. az bulunurluk
fault i. kafa bulanıklığı
fault-finding i. mızmızlanma
fault-finding i. beğenmeme
fault [obsolete] i. azlık
be found at fault f. kabahatli çıkmak
find fault f. hata bulmak
be at fault f. kusur etmek
fault f. kınamak
commit a fault f. kabahat etmek
fault f. hatası olmak
find fault with f. kulp takmak
fault f. suçu olmak
be found at fault f. kabahatli bulunmak
find fault f. kusur bulmak
fault f. kusur bulmak
find a fault in everything f. armutun sapı üzümün çöpü var demek
find fault with f. kabahat bulmak
fault f. suçlamak
find fault with f. kusur bulmak
fault f. ayıplamak
be at fault f. kabahatli olmak
find fault with f. hata bulmak
tell his fault to his face f. ayıbını yüzüne vurmak
not accept any fault f. hata kabul etmemek
correct the fault f. hatayı gidermek
fix the fault f. hatayı gidermek
rectify the fault f. hatayı gidermek
repair the fault f. hatayı gidermek
encounter a fault f. hatayla karşılaşmak
fault f. fay oluşturmak
accept one's fault f. hatasını kabul etmek
find fault with f. yanlış bulmak
fault someone for something f. birini birşey için suçlamak
fault lie with f. kusurun sorumlusu olmak
find fault f. yakınmak
find fault with f. ayıplamak
find fault f. söylenmek
find fault with f. sorumlu tutmak
find fault f. sızlanmak
fault find f. hata aramak
fault f. yüzüne gözüne bulaştırmak
fault f. hataya düşmek
fault f. berbat etmek
fault find f. müşkülpesentlik yapmak
fault find f. kusur bulmak
fault f. yanılmak
fault f. becerememek
fault find f. mızmızlanmak
fault f. hata yapmak
find fault f. eleştiri yağmuruna tutmak
find fault f. sürekli eleştirmek
find fault f. armudun sapı üzümün çöpü diye eleştirmek
find fault f. her şeye kulp takmak
at fault s. yanılmış
fault tolerant s. hata kaldırır
in fault s. kusur etmiş
in fault s. hata işlemiş
at fault s. kabahatli
at fault s. şaşırmış
fault tolerant s. hatadan etkilenmez
at fault s. hatalı
at fault s. kusurlu
fault tolerant s. kusura dayanıklı
fault tolerant s. bozulmaya dayanıklı
fault-free s. hatasız
fault-finding s. hata bulan
fault-tolerant s. arıza kaldırılabilir